Susuzluk Güldürüsü (Comédie de la Soif)

Turkish translation

Susuzluk Güldürüsü

I . BÜYÜKLER
 
Senin dedelerin, nineleriniz,
Büyükleriniz!
Soğuk terler tenimizi
Örtmüş ay’la, yeşillikle…
Yamandı sert şarabımız!
Yalan dolansız güneşte
Ne gerekir bize? içmek.
 
BEN. – Barbar ırmaklarda göçmek.
 
Senin dedelerin, nineleriniz,
Çiftçileriz
Sorgunların dibinde su:
Islak şatonun yöresinde
Kazılmış hendeklerdeki
Akıntıyı bir seyreyle.
İnelim mahzenlerimize
Elma şarabı var, süt var.
 
BEN.-İneklerin su içtiği yere gitmek.
 
Senin dedelerin, nineleriniz,
Buyruğunda içecekler
Buyruğunda tüm dolaplar,
Enfes çaylar, kahveler var
ibriklerde titriyorlar.
– Bak, ikonalar, çiçekler,
Mezarlıktan yeni döndük.
 
BEN.-Tüm kovalan tüketmek.
 
II. TİN
 
Su Perileri, ölümsüz,
İncecik suyu bölünüz.
Venüs, göğün bacısı, coştur
Arınmış dalgayı, koştur.
 
Yahudileri Norveç’in,
Bana karlan söyleyin.
Siz, eski dost sürgünler, siz
Denizlerden söz ediniz.
 
BEN.- Paydos bu saf içeceklere
Paydos su çiçeklerine;
Ne destanlar, ne insanlar
Kandırır susuzluğumu.
 
Taşlamacı, vaftiz kızın,
Beni delirten susuzluk
Obur bir kurtçuğa benzer
Yüreğimi kemirip yer.
 
III. DOSTLAR
 
Gidiyor kumsala şarap
Dalgalarla akın akın!
Tepelerden yuvarlanan
Şu vahşi Bitter’e bakın!
 
Bilge gezginler, yeşil direklerdeki
Absinthe’e ulaşalım…
 
BEN.- Dostlar, bitsin bu manzara
Bunca ayyaşlık yetmez mi?
 
Bütün özlemim: erimek
Korkunç kaymağın dibinde,
Gölün suyunda çürümek,
Ağaçların gölgesinde.
 
IV . GARİBİN DÜŞÜ
 
Sabretmeyi bilirim ben:
İçebileceğim, sessiz,
Ve ölebileceğim tasasız
Bir Akşam vardır bekleyen
Birinde eski kentlerin!
 
Direnmezse acılarım,
Bir gün altınım olursa
Kuzeye giderim, ya da
Bağ Kentlerini boylarım? …
– Tatsız düşlerden usandım.
 
Bir şey var yitip kaybolan!
Dolaşıp da köşe bucak,
Döndüğümde açmayacak
Kapısını, o yeşil han,
Güler yüzle hiçbir zaman.
 
V . SONUÇ
 
Dişi güvercinler, ürkek, huzursuz,
Geceye dek durmadan koşan avlar,
Köle hayvan, ve suda yaşayanlar
Ve son kelebekler, hepsi de susuz.
 
Yok olmak – donanıp serin soluğu! –
Başıboş bulutun bittiği yerde,
Tan vaktinin ormana doldurduğu
Bu ıslak, bu nemli menekşelerde?
 
Submitted by celalkabadayi on Sat, 18/03/2017 - 11:01
Author's comments:

Türkçesi: Erdoğan Alkan

French

Comédie de la Soif

     1. Les Parents
 
Nous sommes tes Grands-Parents,
     Les Grands !
Couverts des froides sueurs
De la lune et des verdures.
Nos vins secs avaient du coeur !
Au soleil sans imposture
 

More

Comments