Arthur Rimbaud - Comédie de la Soif (Turkish translation)

French

Comédie de la Soif

     1. Les Parents
 
Nous sommes tes Grands-Parents,
     Les Grands !
Couverts des froides sueurs
De la lune et des verdures.
Nos vins secs avaient du coeur !
Au soleil sans imposture
Que faut-il à l'homme ? boire.
 
Moi - Mourir aux fleuves barbares.
 
Nous sommes tes Grands-Parents
     Des champs.
L'eau est au fond des osiers :
Vois le courant du fossé
Autour du Château mouillé.
Descendons en nos celliers ;
Après, le cidre et le lait.
 
Moi - Aller où boivent les vaches.
 
Nous sommes tes Grands-Parents ;
     Tiens, prends
Les liqueurs dans nos armoires ;
Le Thé, le Café, si rares,
Frémissent dans les bouilloires.
- Vois les images, les fleurs.
Nous rentrons du cimetière.
 
Moi - Ah ! tarir toutes les urnes !
 
     2. L'esprit
 
Éternelles Ondines,
     Divisez l'eau fine.
Vénus, soeur de l'azur,
     Émeus le flot pur.
 
Juifs errants de Norwège
     Dites-moi la neige.
Anciens exilés chers
     Dites-moi la mer.
 
Moi - Non, plus ces boissons pures,
     Ces fleurs d'eau pour verres ;
Légendes ni figures
     Ne me désaltèrent ;
 
Chansonnier, ta filleule
     C'est ma soif si folle
Hydre intime, sans gueules
     Qui mine et désole.
 
     3. Les amis
 
Viens, les vins vont aux plages,
Et les flots, par millions !
Vois le Bitter sauvage
Rouler du haut des monts !
 
Gagnons, pèlerins sages
L'Absinthe aux verts piliers...
 
Moi - Plus ces paysages.
Qu'est l'ivresse, Amis ?
 
J'aime autant, mieux, même,
Pourrir dans l'étang,
Sous l'affreuse crème,
Près des bois flottants.
 
     4. Le pauvre songe
 
Peut-être un Soir m'attend
Où je boirai tranquille
En quelque vieille Ville,
Et mourrai plus content :
Puisque je suis patient !
 
Si mon mal se résigne
Si j'ai jamais quelque or,
Choisirai-je le Nord
Ou le Pays des Vignes ?...
- Ah ! songer est indigne
 
Puisque c'est pure perte !
Et si je redeviens
Le voyageur ancien,
Jamais l'auberge verte
Ne peut bien m'être ouverte.
 
     5. Conclusion
 
Les pigeons qui tremblent dans la prairie,
Le gibier, qui court et qui voit la nuit,
Les bêtes des eaux, la bête asservie,
Les derniers papillons !... ont soif aussi.
 
Mais fondre où fond ce nuage sans guide,
- Oh ! favorisé de ce qui est frais !
Expirer en ces violettes humides
Dont les aurores chargent ces forêts ?
 
Submitted by Guernes on Mon, 10/10/2016 - 17:42
Last edited by Guernes on Tue, 11/10/2016 - 20:03
Submitter's comments:
Align paragraphs
Turkish translation

Susuzluk Güldürüsü

I . BÜYÜKLER
 
Senin dedelerin, nineleriniz,
Büyükleriniz!
Soğuk terler tenimizi
Örtmüş ay’la, yeşillikle…
Yamandı sert şarabımız!
Yalan dolansız güneşte
Ne gerekir bize? içmek.
 
BEN. – Barbar ırmaklarda göçmek.
 
Senin dedelerin, nineleriniz,
Çiftçileriz
Sorgunların dibinde su:
Islak şatonun yöresinde
Kazılmış hendeklerdeki
Akıntıyı bir seyreyle.
İnelim mahzenlerimize
Elma şarabı var, süt var.
 
BEN.-İneklerin su içtiği yere gitmek.
 
Senin dedelerin, nineleriniz,
Buyruğunda içecekler
Buyruğunda tüm dolaplar,
Enfes çaylar, kahveler var
ibriklerde titriyorlar.
– Bak, ikonalar, çiçekler,
Mezarlıktan yeni döndük.
 
BEN.-Tüm kovalan tüketmek.
 
II. TİN
 
Su Perileri, ölümsüz,
İncecik suyu bölünüz.
Venüs, göğün bacısı, coştur
Arınmış dalgayı, koştur.
 
Yahudileri Norveç’in,
Bana karlan söyleyin.
Siz, eski dost sürgünler, siz
Denizlerden söz ediniz.
 
BEN.- Paydos bu saf içeceklere
Paydos su çiçeklerine;
Ne destanlar, ne insanlar
Kandırır susuzluğumu.
 
Taşlamacı, vaftiz kızın,
Beni delirten susuzluk
Obur bir kurtçuğa benzer
Yüreğimi kemirip yer.
 
III. DOSTLAR
 
Gidiyor kumsala şarap
Dalgalarla akın akın!
Tepelerden yuvarlanan
Şu vahşi Bitter’e bakın!
 
Bilge gezginler, yeşil direklerdeki
Absinthe’e ulaşalım…
 
BEN.- Dostlar, bitsin bu manzara
Bunca ayyaşlık yetmez mi?
 
Bütün özlemim: erimek
Korkunç kaymağın dibinde,
Gölün suyunda çürümek,
Ağaçların gölgesinde.
 
IV . GARİBİN DÜŞÜ
 
Sabretmeyi bilirim ben:
İçebileceğim, sessiz,
Ve ölebileceğim tasasız
Bir Akşam vardır bekleyen
Birinde eski kentlerin!
 
Direnmezse acılarım,
Bir gün altınım olursa
Kuzeye giderim, ya da
Bağ Kentlerini boylarım? …
– Tatsız düşlerden usandım.
 
Bir şey var yitip kaybolan!
Dolaşıp da köşe bucak,
Döndüğümde açmayacak
Kapısını, o yeşil han,
Güler yüzle hiçbir zaman.
 
V . SONUÇ
 
Dişi güvercinler, ürkek, huzursuz,
Geceye dek durmadan koşan avlar,
Köle hayvan, ve suda yaşayanlar
Ve son kelebekler, hepsi de susuz.
 
Yok olmak – donanıp serin soluğu! –
Başıboş bulutun bittiği yerde,
Tan vaktinin ormana doldurduğu
Bu ıslak, bu nemli menekşelerde?
 
Submitted by celalkabadayi on Sat, 18/03/2017 - 11:01
Author's comments:

Türkçesi: Erdoğan Alkan

Comments