Tan (Illuminations – 22 – Aube)

Turkish translation

Tan

..Sarıldım yaz şafağına.
 
..Hiçbir şey kımıldamıyordu daha alnacında sarayların.Ölüy-
dü su. Orman yolundan ayrılmıyordu alacakaranlığın konak yerleri. Yürüdüm, diri ve ılık solukları uyandırıp; ve baktı değerli taşlar, ve gürültüsüzce havalandı kanatlar.
 
..Şimdiden yepyeni ve solgun ışıklarla dolu bir patikada, bir
çiçek yaptı ilk girişimi ve adını söyledi bana.
 
..Gülümsedim çamların arasında saçını dağıtan sarışın çağlayana: Keşfettim tanrıçayı gümüş rengi dorukta.
 
..O zaman kaldırdım örtüleri birer birer. Ağaçlı yolda sallayıp kollarımı. Onu horoza gösterdim ovada. Çan kuleleri ve kubbeler arasında kaçıyordu büyük kentte, ve tıpkı bir dilenci gibi, koşarak kovalıyordum onu mermer rıhtımlarda.
 
..Yolun yukarısında, bir defne ormanının kıyısında, sardım
onu mat örtüleriyle, ve duyumsadım uçsuz bucaksız gövdesini. Ormanın alt yanına indi tan ve çocuk.
 
..Öğle olmuştu uyandıklarında.
 
Submitted by celalkabadayi on Sat, 18/03/2017 - 11:08
Author's comments:

Çeviri: Özdemir İNCE

French

Illuminations – 22 – Aube

. . J'ai embrassé l'aube d'été.
 
. . Rien ne bougeait encore au front des palais. L'eau était morte. Les camps d'ombres ne quittaient pas la route du bois. J'ai marché, réveillant les haleines vives et tièdes, et les pierreries regardèrent, et les ailes se levèrent sans bruit.
 
. . La première entreprise fut, dans le sentier déjà empli de frais et blêmes éclats, une fleur qui me dit son nom.
 
. . Je ris au wasserfall blond qui s'échevela à travers les sapins : à la cime argentée je reconnus la déesse.
 

More

Comments