Soytarı Ormanı (Harlequin Forest)

Soytarı Ormanı

Ağaçların içinde
Çayırların ötesinde
ve evimden oldukça uzakta
Av köpeklerini duyarım
Sürü beni yalnız bulmak için kovalıyor

Hastalığın bir izi
Bana yol gösteriyor
Eğer avlandıysam
O zaman beni göreceksin

Karanlığı ararken
ve boşluğu
hiç bir zaman dinlenmeyecek
hiç bir zaman huzura ermeyecek
Bütün varlığımın günü çekti o zaman ben koşar

Hastalığın bir izi
Bana yol gösteriyor
Eğer avlandıysam
O zaman beni göreceksin

İşte bir başkası düşer
Buhardan eller bıçağı serbest bırakır
Düşüşte delirmiş pişmanlıklar
Benden önce ölümün enstrümanları

Küçük bir parçayı kurtarmak için hepsini kaybet
Senin sorumluluğunda ,haklı bulunur
ve şeytanlarını kov
ölüm bir jest olmaya başladığı için
Sen maskarasısın
Absentli kafanın
Ağzında itiraf sıkışmış
ve uzun süreli ateşin yeniden gözükmekte

Gece çaresiz
ve güçsüz bir ışıkta
Duacıya bağlı
Adımlıyorum ıssız yolları bulmak için
Umudun tohumlarını

Onlar ağaçlardır
Hamuru içten çürümüş ve asla iyi değil
Kökler kaynağımdan çalıyor, emiyor
Yorgun dalları ışık için uzanıyor

Hepsi sahte bir iddiadır
soytarı ormanı
Bir ömür boyu kurtuluş bekliyor
Onlar yalnız ölmek üzere
Yanlarında kimse yokken
Affedildiler mi?

Karamsar  kararlılık
Ruhu zehirleyerek
Dizginsiz içimdeki canavar
Egemenliğini idda eder

Ve şimdi ağaçlar yanıyor
Yaşam bitkilerini parça parça ayırırken
Faydasız karartılmış kalıntılar
Hala yanan odun yığınına

Kűldve: kayzerax Péntek, 02/11/2012 - 22:31
Eredeti:
Angol

Harlequin Forest

More translations of "Harlequin Forest"
Angol → Török - kayzerax
Hozzászólások