Ja sam s Rostova (Я сам с Ростова) (Török translation)

Reklám

Ja sam s Rostova (Я сам с Ростова)

Я сам с Ростова, а вообще подкидыш -
Я мог бы быть с каких угодно мест, -
И если ты, мой Бог, меня не выдашь,
Тогда моя cвинья меня не съест.
 
Живу - везде, сейчас, к примеру, - в Туле.
Живу - и не считаю ни потерь, ни барышей.
Из детства помню Детский дом в ауле
В Республике чечено-ингушей.
 
Они нам детских душ не загубили,
Делили с нами пищу и судьбу.
Летела жизнь в плохом автомобиле
И вылетала с выхлопом в трубу.
 
Я сам не знал, в кого я воспитаюсь,
Любил друзей, гостей и анашу.
Теперь чуть что, чего - за нож хватаюсь, -
Которого, по счастью, не ношу.
 
Как сбитый куст я по ветру волокся,
Питался при дороге, помня зло, но и добро.
Я хорошо усвоил чувство локтя, -
Который мне совали под ребро.
 
Бывал я там, где и другие были, -
Все те, с кем резал пополам судьбу.
Летела жизнь в плохом автомобиле
И вылетела с выхлопом в трубу.
 
Нас закаляли в климате морозном,
Нет никому ни в чем отказа там.
Так что чечены, жившие при Грозном,
Намылились с Кавказа в Казахстан.
 
А там - Сибирь - лафа для брадобреев:
Скопление народов и нестриженных бичей, -
Где место есть для зеков, для евреев
И недоистребленных басмачей.
 
В Анадыре что надо мы намыли,
Нам там ломы ломали на горбу.
Летела жизнь в плохом автомобиле
И вылетала с выхлопом в трубу.
 
Мы пили все, включая политуру, -
И лак, и клей, стараясь не взболтнуть.
Мы спиртом обманули пулю-дуру -
Так, что ли, умных нам не обмануть?!
 
Пью водку под орехи для потехи,
Коньяк под плов с узбеками, по-ихнему - пилав, -
В Норильске, например, в горячем цехе
Мы пробовали пить стальной расплав.
 
Мы дыры в деснах золотом забили,
Состарюсь - выну - денег наскребу.
Летела жизнь в плохом автомобиле
И вылетала с выхлопом в трубу.
 
Какие песни пели мы в ауле!
Как прыгали по скалам нагишом!
Пока меня с пути на завернули,
Писался я чечено-ингушом.
 
Одним досталась рана ножевая,
Другим - дела другие, ну а третьим - третья треть...
Сибирь, Сибирь - держава бичевая, -
Где есть где жить и есть где помереть.
 
Я был кудряв, но кудри истребили -
Семь пядей из-за лысины во лбу.
Летела жизнь в плохом автомобиле
И вылетела с выхлопом в трубу.
 
Воспоминанья только потревожь я -
Всегда одно: "На помощь! Караул!.."
Вот бьют чеченов немцы из Поволжья,
А место битвы - город Барнаул.
 
Когда дошло почти до самосуда,
Я встал горой за горцев, чье-то горло теребя, -
Те и другие были не отсюда,
Но воевали, словно за себя.
 
А те, кто нас на подвиги подбили,
Давно лежат и корчатся в гробу, -
Их всех свезли туда в автомобиле,
А самый главный - вылетел в трубу.
 
Last edited by barsiscevbarsiscev on Szombat, 29/11/2014 - 22:38
Török translationTörök
Align paragraphs

Rostov'danım

Rostov'danım, aslına bakarsan sokağa bırakılmışım-
Herhangi bir yerden de olabilirdim,-
Eğer, Tanrım, eğer sen bana ihanet etmezsen,
Payına düştüğüm domuz da beni yiyemez.
 
Her yerde yaşıyorum ben, örneğin (şimdi) Tula'da.
Yaşıyorum hesaplamadan, ne kaybı, ne kazanımı.
Çocukluktan hatırladığım bir köyde çocuk yurdu
Çeçen-İnguş Cumhuriyeti'ndeki.
 
Çocuk ruhlarımıza bir şey yapmadı onlar,
Yemeklerini paylaştılar, kaderlerini.
Uçtu gitti hayat, kötü bir otomobilde
Ve egzoz dumanıyla havaya karıştı.
 
Kendim de bilmiyordum ne olacağımı,
Arkadaşları seviyordum, konukları, esrarı.
Şimdi ise bir şey olsa, elim hemen bıçağa gidiyor,-
Allah'tan yanımda taşımıyorum.
 
Biçilmiş çalılar gibi rüzgarda sürükleniyorum,
Yolda doydu karnım, aklımdaydı hem iyi, hem kötü.
İyi belledim hissini dirsek darbesinin,-
Kaburgalarımın altına aşkettikleri.
 
Ben de bulundum oralarda, başkaları gibi,-
Hepsiyle, yarı yarıya bölüştüm kaderi.
Uçtu gitti hayat, kötü bir otomobilde
Ve egzoz dumanıyla havaya karıştı.
 
Dondurucu soğuklarda bulduk kıvamımızı,
Oralarda hiç kimseyi, hiçbir şeyi geri çevirmezler.
İşte bunun için Grozni'den Çeçen'ler,
Kafkaslar'dan Kazakistan'a sürülmüşler.
 
Sibirya'da ise berberlere gün doğdu:
İnsan ve tıraşsız avare patlaması,-
Tutuklu ve yahudiler için makul bir yer
Ve (tabi) basmaçı kılıç artıklar için. *
 
Anadir'de yapılması gerekenleri yaptık,
Sırtımızda demir çubuklar kırdılar.
Uçtu gitti hayat, kötü bir otomobilde
Ve egzoz dumanıyla havaya karıştı.
 
Hepsinden içtik ne varsa, sır dahil,-**
Cila da ve tutkal da sallamamaya çalışarak.
Biz aptal mermileri alkolle aldatıyorduk-
Akıllıları aldatmayacak ne var?!
 
Votkayı eğlence için ceviz altında içerim,
Konyağı Özbek'lerle plovdan önce, onlar pilav der,-
Norilsk'te, mesela, o sıcaktan ateş alan atölyede
Çelik eriyiğini erimiş çelik içmeyi denemiştik.
 
Dişlerimizdeki delikleri altınla doldurmuştuk,
Yaşlanınca - çıkarırım - para eder.
Uçtu gitti hayat, kötü bir otomobilde
Ve egzoz dumanıyla havaya karıştı.
 
Köyde ne şarkılar söylerdik!
Kayalardan zıplardık üst baş yok!
Beni henüz yolumdan etmediklerinde
Çeçen-İnguş yazılmıştım.
 
Birilerinin payına bir bıçak yarası düştü
Başkalarına - başka işler, üçüncülere üçün üçü...
Sibirya, Sibirya - eli kırbaçlı devlet,-
Yaşamaya ve ölmeye yeri olan yer.
 
Kıvırcık saçlarım vardı, ama kıvırcığı alındı-
Saçlar gitti, akıllandık. ***
Uçtu gitti hayat, kötü bir otomobilde
Ve egzoz dumanıyla havaya karıştı.
 
Hatıralar yalnızca telaşa düşürür beni -
Hep aynı şey: "Yardım edin! Nöbetçi!.."
İşte Volgalı Almanlar vuruyor Çeçenlere,
Savaş meydanı ise - Barnaul şehri.
 
Tam da linç olacaklarken,
Dağlılar için dağ gibi doğruldum, parmaklarım birilerinin boynunda,-
Onlar da diğerleri de buralardan değillerdi,
Ama savaştılar, kendilerininmiş gibi.
 
Bizi kahraman olmaya zorlayanlar,
Çoktandır tabutlarında kıvranıyor,-
Hepsini oraya otomobil içinde götürdüler,
Başlarındaki ise - egzozun içine düştü.
 
Köszönet
thanked 1 time
Aksini yazmamış isem tüm çeviriler bana aittir, isteyen istediği çevirimi alıp, istediği yerde kullanabilir, kendininki gibi gösterebilir. Rahat olun.
Kűldve: vodkapivovodkapivo Kedd, 27/01/2015 - 13:16
Szerző észrevételei:

Basmacı - Eşkiya olarak da tercüme edilebilir. Ama basmacılar daha çok eski SSCB'de komunizme başkaldıran Türk ve müslüman direnişçiler için kullanılmış bir ifadedir. Rusça'da da (kiril alfabesiyle) aynı şekilde yazılır ve okunur.
Sır - kelimesi burada, aynanın arkasına sürülen kimyevi madde düşünülerek kullanılmıştır.
...
Aşağı yukarı.

Hozzászólások