Fast Car ( översättning till turkiska)

Reklam
översättning till turkiska turkiska
A A

Hızlı Araba

Hızlı bir araban var,
Bir bilet istiyorum, nereye olursa,
Bir anlaşma yapabiliriz,
Birlikte bir yerlere gidebiliriz.
 
Rastgele bir yer daha iyi olur,
Kaybedecek bir şeyin de olmaz sıfırdan başlayınca,
Belki bir şeyler yaparız,
Ama kendimi kanıtlayacak neyim var ki.
 
Hızlı bir araban var,
Bizi buradan çıkaracak bir planım var.
Bir bakkalda çalışıyordum,
Biraz para biriktirdim.
Çok uzağa sürmene gerek yok,
Sadece sınırları geç ve şehre girelim.
İkimiz de iş bulabiliriz,
Sonunda, yaşıyor olmanın ne demek olduğunu anlarız.
 
Baksana, babamın bir sorunu var,
İçki şişesiyle yaşar o, hayatı budur artık.
Bedeninin çalışmak için çok yaşlandığını söyler,
Bedeni onun üzerinde durduğundan daha genç oysa ki.
Annem gitti, onu terk etti.
Babamın ona verebileceğinden daha fazlasını istiyordu.
Ve artık babama biri bakmalıydı,
Bu yüzden yaptığım şey, okulu bırakmak oldu.
 
Hızlı bir araban var,
Ama yeterince hızlı mı, buradan kaçıp gidebilmemiz için?
Bir karar vermeliyiz,
Ya bu gece gideceğiz ya da bu şekilde yaşayıp öleceğiz.
 
Arabanla gidişimizi hatırlıyorum,
Öylesine hızlı kullanıyordun ki, sarhoş gibi hissediyordum.
Şehrin ışıkları önümüze seriliyordu,
Kolların sarmıştı omzumu,
Hissetmiştim ki ait olduğum yerdeydim,
Hissetmiştim ki sonunda biri olabilmiştim.
 
Hızlı bir araban var,
Kendimizi eğlendirmek için geziniyoruz.
Seninse hâlâ bir işin yok.
Bense bir markette kasiyerlik yapıyorum.
Biliyorum ki işler iyiye gidecek,
Sen iş bulacaksın, ben de terfi alacağım.
Bu barınaktan taşınacak ve
Daha büyük bir ev alıp banliyölerde yaşayacağız.
 
Arabanla gidişimizi hatırlıyorum,
Öylesine hızlı kullanıyordun ki, sarhoş gibi hissediyordum.
Şehrin ışıkları önümüze seriliyordu,
Kolların sarmıştı omzumu,
Hissetmiştim ki ait olduğum yerdeydim,
Hissetmiştim ki sonunda biri olabilmiştim.
 
Hızlı bir araban var.
Faturaları ödemeye yeten bir işim var,
Sense gece geç saatlere kadar içiyorsun,
Çocuklarından çok arkadaşlarını görüyorsun.
Hep daha iyisini ummuştum.
Sanmıştım ki birlikte umduğumuzu bulurduk.
Planım filan yok ve hiçbir yere gitmiyorum,
Şimdi hızlı arabanı al ve yoluna devam et.
 
Arabanla gidişimizi hatırlıyorum,
Öylesine hızlı kullanıyordun ki, sarhoş gibi hissediyordum.
Şehrin ışıkları önümüze seriliyordu,
Kolların sarmıştı omzumu,
Hissetmiştim ki ait olduğum yerdeydim,
Hissetmiştim ki sonunda biri olabilmiştim.
 
Hızlı bir araban var,
Ama yeterince hızlı mı, buradan kaçıp gidebilmemiz için?
Bir karar vermelisin,
Ya git bu gece ya da böyle sürsün ve böyle son bulsun hayatımız.
 
Inskickad av MeursaultMeursault Sön, 22/01/2017 - 18:24
engelskaengelska

Fast Car

Kommentarer